< ICIMDEN KOPANLAR - Blue Veil - Blogcu





bilsem...

Bir bulsam şu benden kaçıp duran kucağı… O bulsa beni veya… Hangi kitap bu kadar sabır dersi içerir, bir anlasam… Beklemenin tarihçesini anlamaya çalışmaktan kurtulsam… Bir bilsem istemsiz kendimi bırakabilmenin olanaklılığını… O bıraksa beni veya… Neden zordur akılla yürütmek sevda oyununu, bir ayırd etsem… Yalnızlığımın sınırlarını korumaya çalışmaktan vazgeçsem… Bir güne doğsam, günde çoğalsam, hep o günün olsam, evveli ertesi olmasa...

n f f

yokkuşak...

Yok sevgilerin, yok sevgililerini biz yarattık korkaklığımızla. Kaçışlarımız, kendimizce hesaplarımız, nazlarımız, pozlarımız, alternatif arayışlarımız… Ah ne salak yaşamlarımız… Ne uzun ve ne çok karanlık gecelerimiz… O kuşak, bu kuşak, anlatıp duruyorlar da, bizim bellerimize “tutunamayan” kuşağını bağlayan hangi uşak? Nasıl olup da hayatımızda bir uçurum bile görmemiş olmamıza rağmen, hepimiz uçurumun titrek, cılız taşlarına asılıp kalmışız? Hangi basiretsiz edepsizin eseriyiz biz? Kimin son nefesiysek karşımıza çıksa da, üflese ya artık yüzümüze yüzümüze!

NFF

geçmemiş!

Bütün görüntüler ve karanlıklar… Hepsi iç içe geçmiş; bir şeyler geçmiş ve bir şeyler meğerse geçmemiş… Hayalleri kadar bile gidemiyor, ki hayallerinin sınırları her gün daralıyor. Ne zor, aslında çok kolay olduğunu anlamak… Esip geçenlerin rüzgar müsvetteliğini neden sonra ayrımsamak… En çok yorulan zaman mı, zamanı oburca kaşıklayan mı?

NFF

dünyanın sevgi aylaklığı...

Aylak Adam’ da, Aylak Adam’ ın bile, bir kitap boyu arayıp bulamadığı… Sözden, sesten, tenden öte o arananın, bir türlü köşeden çıkıp gelmediği… Hem o gün, hem bugün, arananın aynı, bulunamayanın tıpkılığı… O kötü ve sinsi, bir türlü bulamamanın, durulan duraklarda fazla kalamamanın, her yolcunun yolunu yüklenmenin üzerine yapışan alışılmış yorgunluğu… Tek ruh olmanın özlendiği kayıp ruh tramvaylarının İstanbulluğu… Yok olmanın kıyısında gezinen kalplerin kalpsizliği… Kucaklaşmaların yetimliği… Konuşmaların lalliği… Dünyanın sevgi aylaklığı…  

"Aylak Adam, Yusuf Atılgan, Roman"

 

nur figen

düş!

Düş boyadı... Düş yazdı...

Düşte oynadı... Düşle ağladı...

Düşünde yaşadı...

Düşünden düştü!

 

nff

buğu...

Kabusunum şimdi... Hayatını bulutsu bir fanusa hapseden beyaz buğuyum. Kış günü sıcak evinin penceresine yapışan, silsen de yok olmayan, sudan dumanım… Damla damla süzülsem de ellerine, inadına körlüğünüm. Bak bakabilirsen şimdi… Hadi gör sıkıysa o yemyeşil parkı, ağaçları… Duy duyabilirsen şimdi... Görmediğin ama ebelediğini zannettiğin beni, anla anlayabilirsen.  

 

n figen f

yıllanmışlık...

Bir geliş ki olgun…

Kararınca dolgun…

Umut dolu ve doygun…

Kıpır kıpırken suskun…

 

Bir adım ki; uzun yolların yolcusu… Bir de yürek; yazılmamış sevdalar heybesi…

Öyle yoğun bir tutku ki, uzak masallar söylencesi… Ve nasıl bir melodi, duyulmamış ezgiler bestesi… Yıllanmış bir şarabın saklı kalmış bağları misali… Günün ortasında beliren hayalsi bir sarhoşluk gibi…

 

nff

üffff' lesem...

Tuğla tuğla yükseltmeli şimdi duvarları. Çepeçevre saklamalı aksak kalbimi. Düşünmeden açtığım kapılarımı, birer birer kilitlemeli yeniden. Aç, susuz, sana uzak karanlıklara gömülmeli. Düşmektense, düşe veda etmeli. Yaşamamalı bu bulutüstü, gülköklü sarılmaları. Duymamalı şeytanın fısıltılarını. Arzulamamalı buseleri. Uzak duruşlarınla akıl yorulmamalı. Şimdi, alelade bir sigara dumanı misali, geldiğin yere üflemeli seni.

bulutlu

Üzerime gri örtüler boyu düşen, umarsız gaflet uykumdan aydım bugün. Anladım: Yıllar boyu hasretini çekip biriktirdiğim sevinin, içimde yarattığım siluetinin, matemindeyim.

 

Sen, derinlerimde özlediklerimi yansıttığım aynam...

Sen, suda aksi aşka aşık gönlümün..

Nehirler boyu engine doğru dans edense, bir ben!

 

Nur Figen Feslioğlu

az, öz

Az söylemek, saklamak değildir her zaman. Aksine, gereğinden çok anlatmaktır. Hele susmak. Yutmaktır aslında. Kırgınlıkları engellemek adına, özveride bulunmaktır. Saygıyı zedeleyip sevgiyi küstürmemek için, ödün vermektir. İçindeki aşk bahçesi ne kadar büyükse insanın, sessizliği de o kadar büyüktür. Sevda çiçeklerini bile, içine akıttığı sularla besler ki örselenmeden büyüsünler.

 

Söylememek sevmektir…

Söylemek ise ölüm fermanı (bazen)…

 

Aksi iddia edilse de, dilin kemiği vardır aşk lugatında!

 

 

nur figen feslioğlu

« Önceki ::